top of page

Atık Yağları Felakete Değil Avantaja Çevirelim!

Son zamanlarda okuduklarımız ve izlediklerimiz sayesinde sağlıklı beslenme bilinci her ne kadar artmış olsa da özellikle Türk mutfağında kızartılmış yiyeceklerin ya da bu yolla yapılan yemeklerin önemi yadsınamayacak kadar fazladır. Sadece Türk mutfağında değil fast food olarak nitelendirdiğimiz çoğu hazır gıdaların üretim aşamasında da bu kızartma tekniği kullanılmaktadır. Bu artan iş yoğunluğu ve hayat stresinin içinde kızartılmış gıda ve fast food tüketiminin artışının insan sağlığını kötü etkilemesinin dışında doğaya ve çevremizdeki diğer canlılara da felaket olarak sayılabilecek şekilde kötü etkileri bulunmaktadır. Tabi ki bu kötü etkilere sebep olan atık yağlarımızı fırsata çevirmek de biz insanların elindedir.



İstanbulda 112 katılımcıyla gerçekleştirilen bir araştırmada katılımcıların 1 ayda ortalama 4 kez mutfakta kızartma için yağ kullandıkları saptanmıştır. Bu katılımcıların %21,5’i aynı kızartma yağını 2’den fazla kullandığını, %45,5’i kullanılmış kızartma yağını çöpe attığını, %25,9’u lavaboya döktüğünü ve %23,2’si de biriktirip atık yağ toplama noktalarına teslim ettiğini ifade etmiştir.

Araştırmaya katılanların %48,2’si atık yağların yönetimiyle ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını, %83,9’u evlerine yakın atık yağ toplama noktalarını bilmediklerini ve maalesef ki %34,8’inin lavaboya dökülen kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağların evsel atık su kirliliğinin %25’ini oluşturduğunu ve doğaya ne denli zarar verdiğini dahi bilmediklerini dile getirmiştir.

Atık yağların geri dönüştürülerek biyodizel veya biyogaz gibi ürünler elde edilebileceğini katılımcıların %49’u bilmesine rağmen sadece %23’ü atık yağ toplama noktalarına biriktirdikleri yağı vermektedir.

Yurtdışında da elde edilen değerler hiç iç açıcı değildir. Hindistan’da 48 ev hanımıyla gerçekleştirilen araştırmada %17’si atıkları yaktıklarını, %83’ü ise çöp konteynırlarına attıklarını ifade etmişlerdir. Katılımcıların %56’sının geri dönüşüm konusunda bilgisinin olmadığı ve %87,5’inin ise geri dönüşüm servislerini kullanmadığı belirtilmiştir.

Bunun yanında, Malesya’da gerçekleştirilen başka bir araştırmada katılımcıların %21,9’unun kullandıkları yağları çöpe döktükleri, %54,5’inin lavaboya döktükleri ve %22,2’sinin direkt kanalizasyon kanalına döktükleri saptanmıştır.

Atık yağların zararları saymakla bitmez!


  • Atık yağların 1 litresi 1.000.000 litre suyu kullanılamaz ve 5.000.000 litre suyu ise içilemez duruma getirmektedir.

  • Atık yağlar; denizlere, göllere ve akarsulara ulaştığında suyun kirlenmesinin yanında sudaki oksijen miktarının azalmasına da sebep olduğu için; başta balıklar olmak üzere diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açmaktadır.

  • Ayrıca atık yağlar ağırlıkları nedeniyle su yüzeyini kaplamakta ve oksijen transferine engel olarak su altındaki tüm canlıların varlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Deniz canlılarının yanı sıra su yüzeyini paylaşan kuşlar da yüzeyde oluşan film tabakasından etkilenmektedir. Aynı zamanda yüzeye yayılan yağ tabakası geçirgenliği azaltarak fotosentezi de engellemektedir.

  • Yoğunluğu sudan küçük olan balık yumurtaları ve larvaları yüzeydeki bu yağ tabakasından önemli derecede etkilenmektedir. Kirlilikten en çok etkilenen canlılara örnek olarak deniz kuşları, kıyıya yakın yerlerde yaşayan ördekler, pelikanlar ve martılar sayılabilmektedir.

  • Atık yağın tüye bulaşması ile tüy su geçirmez özelliğini kaybeder. Suyun ısı yalıtımını ve yüzmesini sağlayan hava ile yer değiştirmesi sonucu tüylerin su ile dolması sonucu kuş sulara gömülebilir ve hatta boğulabilir. Boğulma olmasa dahi ısı yalıtımı bozulduğu için fazla enerji kaybından ölebilir.

  • Kirli bölgelerden çıkarılan deniz ürünlerini tüketmeleri sonucu okyanus veya sahil şeridinde yaşamayan insanlar dahi bu kirlilikten direkt olarak etkilenmektedir.

  • Kullanılmış yağların canlılar üzerindeki kötü etkileri o kadar fazladır ki ve kansere dahi sebep olabildikleri için geri dönüşümle yem ve sabun sanayisinde kullanılması yasaklanmıştır.

  • Kızartmalık atık yağların lavaboya dökülmesi; yağların dren sistemine yapışmasıyla kanalizasyon borusu içindeki atıkların borulara tutunmasına, zamanla borunun daralmasına ve kanalizasyon sisteminin kullanılmaz hale gelmesine neden olmaktadır. Tıkanan boruların evlerde ve caddelerde kanalizasyon taşkınlarına neden olarak çevre ve insan sağlığını tehdit etmesinin yanında bu bilinçsiz davranış bakım, onarım ve işletim maliyetlerini de arttırmaktadır.

  • Atık yağlar toprağa döküldüğünde, toprağı kirleterek toprağın yapısını bozar ve bünyesindeki suda çözünebilen kirleticiler yağışlar vasıtasıyla yer altı suyuna taşınarak önemli bir içme suyu kaynağı olan yer altı sularının kirlenmesine sebep olur.

  • Atık yağlar yakıldığında, hava kirliliğine sebep olarak canlı yaşamını olumsuz etkiler.

  • Sonuç olarak bu atık yağlar, besin zincirinin birinci basamağı olan planktondan balıklara, deniz kuşlarından insanlara pekçok canlıyı direkt veya dolaylı yoldan etkilemektedir.

Tüm canlılar üzerinde felakete sebep olan atık yağların değerlendirilmesi:

Çevre ve canlılar üzerinde zararlı etkiler gösteren bu atıkların yönetiminin uygun şekilde sağlanması amacıyla Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2005 yılında “Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği” hazırlanmıştır. Yönetmeliğin amacı, atık yağların üretiminden yok edilmesine kadar olan tüm süreçte çevreye ve canlılara zararının önlenmesi ve buna ek olarak, insan ve çevre sağlığını koruyarak maliyetli ürünlerin üretiminde bu atıkların değerlendirilmesinin sağlanmasıdır.


Çanakkale Belediyesi bitkisel atık yağlarını 2007’den bu yana topluyor ve halkını da bu konuda teşvik ediyor.

Kullanılmış atık yağların, Biyodizel üretiminde değerlendirilmesi:

  • Yenilenebilir enerji kaynağı olduğu için dizel yakıtlara göre daha tasarruflu bir yöntemdir.

  • Bitkisel yağlardan da elde edildiğinden, fotosentez ile CO2’i dönüştürüp karbon döngüsünü hızlandırdığı için sera etkisini artırıcı yönde etki göstermez. Aksine, dizel yakıta göre iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonunun % 65–92 oranında azalmasını sağlar.

  • Her 1-ton biyodizel tüketimi ile CO2 emisyonu 3-ton azalmaktadır. Bu orana göre açığa çıkan tüm atık bitkisel yağların tamamı biyodizele dönüştürülürse ülkemizde motorine kıyasla atmosfere salınan sera gazı CO2 miktarı 900 bin ton azalabilecektir.

  • Ozon tabakasına olan olumsuz etkileri dizel yakıta kıyasla % 50 daha azdır.

  • Asit yağmurlarına neden olan kükürt bileşenleri biyodizel yakıtlarda yok denecek kadar azdır.

  • Yanmasıyla açığa çıkan CO oranı dizel yakıtlara kıyasla % 50 daha azdır.

  • İstenilen oranlarda dizel yakıtlarıyla karıştırılarak kullanılabilmekte ve maliyeti düşürmek için atık yağlara ağırlık verilebilmektedir.

Kullanılmış atık yağların, Biyogaz üretiminde değerlendirilmesi:

  • Bitkisel yağ atıklarından elde edilen organik atıklar, doğalgazla aynı kullanım alanına sahip ama çevre dostu bir enerji kaynağı olan biyogazın hammaddesidir.

  • Biyogaz, organik bazlı atıkların oksijensiz ortamda fermantasyonu sonucu ortaya çıkan ve içeriğinde % 60–70 metan, % 30–40 karbondioksit, % 0–2 hidrojen sülfür ile çok az miktarda azot ve hidrojen bulunan bir gaz karışımdır.

  • Biyogaz; doğrudan yakılarak ısınma ve ısıtmada, motor yakıtı olarak ulaşımda, türbin yakıtı olarak elektrik üretiminde, mevcut doğalgaza katılarak maliyetlerin düşürülmesinde ve kimyasal maddelerin üretimi gibi birçok alanlarda kullanılmaktadır.

  • Geri kazanımda biyogazın en önemli avantajı atığın bir bütün halinde kullanılabilmesi ve proses artığının da tamamen organik gübre olarak değerlendirilebilmesidir.

Bizlerin yapması gerekenler:

1. Yüksek sıcaklıkta okside olmuş ve sağlık açısından zararlı olan kızartma yağları iki defa, kısa aralıklarla kullanıldıktan sonra değiştirilmelidir.

2. Kızartmalık atık yağlar biyodizel ve biyogaz üretiminde kullanılarak geri kazanımının sağlanması gerekmektedir.

3. Kızartmalık atık yağlar lavaboya, çöpe, suya ve toprağa dökülmemelidir. Atık yağlar diğer atık madde ve çöplerden ayrı olarak biriktirilmelidir. Atık yağların biriktirilmesi için sızdırmaz, iç ve dış yüzeyleri korozyona dayanıklı bidon (evler için), konteyner ve tank (ticari işletmeler için) gibi toplama kapları kullanılmalıdır.

4. Belediyeler ile kızartmalık atık yağlarınızın yönetimi konusunda irtibata geçilmelidir. Belediye yetkilileri kızartmalık atık yağlarınızın kim tarafından, nasıl ve ne zaman toplanacağı konusunda gerekli bilgiyi vermekle sorumludur.

5. Ticari işletmelerden çıkan atık yağların bertarafı için lisanslı bir toplayıcı/geri kazanım tesisi ile yaptıkları sözleşmenin, işletmede kolay görünür bir yerde asılı bulunmasına dikkat edilmelidir. Sözleşmesi olmayan firmalarla ilgili belediye yetkilileri ile irtibata geçilmelidir.

6. Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre atık yağların günümüzde ancak %1’i toplanabilmekte olup; % 99’u ya tekrar gıdaya, yem sanayisine, kozmetik sanayisine, kanalizasyona ya da toprağa gittiği tahmin edilmektedir. Bundan dolayı ülkemiz, sağlığımız ve çevremiz için herkesin bu konuda bilinçlenmesi gerekmektedir, halkın teşfik edilmesi ve yerel yönetimlerin toplama ve geri kazanım sürecinde daha aktif yer alması gerekmektedir.

Kaynakça:

11 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page